25 Nisan 2008 Cuma

NLP (Kişisel Gelişim konusundan)

(Bugünlerde ‘Kişisel Gelişim’e takıldım.
Mümin Sekman’ın- Limit Sizsiniz- kitabının elimde olduğundan bahsetmiştim.
Dün ki, Rüya Analizleri yazımın sonunda da NLP diye bir notum vardı .Merak edenler için bugün de NLP’yi açıklayayım.-Tabi ki araştırdığım alıntı yazılardan-).

Neuro Linguistic Programming (Sinirsel ve Dilsel Programlama)

Neuro : Yaşam deneyimlerimizin beş duyumuz ile algılanması, belleğimize kaydedilmesi ve davranışlarımıza etkisini inceleyen bölümüdür.
Linguistik : Fark ettiğimiz ve fark etmediğimiz, iç konuşma, düşünce ve dış konuşmalarımızın davranışlarımız üzerine etkisini inceler.
Programlama : Nörolojik ve linguistik olarak oluşturduğumuz iç programların belirlenmiş hedefler doğrultusunda yeniden düzenlenmesidir.
1970’li yılların başında California-Santa Curus Üniversitesinde Richard Bandler, aynı üniversitede dilbilimci olarak çalışan John Grinder’la beraber “Farkı yaratan fark nedir?” sorusunun cevabını ararken yaptıkları çalışmalara NLP ismini koymuşlardır.
Bandler ve Grinder döneminin en ünlü kişileri de-isimleri akılda kalmaz kalmaz diye yazmadığım- aile terapisti, sosyal bilimci, sibernetik uzmanı, başarılarının altında yatan modelleri bulmuşlardır.
MODELLEME, NLP’nin doğumuna yol açmıştır. Bandler ve Grinder bu çok başarılı kişilerin zihinsel içsel algılama, işleme ve dışsal davranışsal yapılarını gözlemleyerek, sorular sorarak ve elde ettikleri modelleri kendileri uygulayarak keşfetmeyi başardılar. Ortaya çıkardıkları bu modelleri kullanarak benzeri veya aynı sonuçları elde ettiler.
Süreç içinde NLP’ye katkı yapanlar çoğaldı.
NLP mükemmelliğin bilimi ve sanatıdır.
NLP kişinin kendisiyle ve diğer insanlarla iletişimidir.
NLP bir davranış biçimidir.
Merak, macera hissi, neyin öğrenmeye değer olduğunu ve iletişimde neyin insanları etkilediğini öğrenme arzusu ile yaşama ender bir öğrenme fırsatı olarak bakar.

NLP bir yöntemdir.
Her davranışın bir yapısı olduğu önermesiyle yola çıkar.Bu yapı öğrenilebilir,değiştirilebilir ve modellenebilir.Hangi davranışların faydalı ve etkili olduğunu anlamaksa algısal yeteneklerimize bağlıdır.

NLP bir teknolojidir.
Sıradışı bir teknoloji olarak gelişen NLP, uygulayan kişinin bilgilerini ve duygularını, daha önce düşünemeyeceği sonuçları ve amaçları gerçekleştirebilmesini sağlayacak şekilde organize etmesini sağlar.

NLP KULLANIM ALANLARI
Kişisel gelişim:
Kendini tanıma ve kendini kabullenme
İstenmeyen davranışlardan kurtulma
İstenilen, yeni davranışların kazanılması
Doğru hedef belirleme ve plan yapabilme
Doğru kararlar alabilme
İletişim becerilerinin geliştirilmesi
Başarının dinamiklerinin ortaya çıkarılması
Özgüven sağlama ve kendini ifade edebilme
Topluluk önünde konuşabilme
Bağımlılıkların giderilmesi ( Sigara, alkol, kumar,vb..)
Stresden kurtulma
Hayır diyebilmeyi öğrenme.

(Umarım bu yazı, kendinizi geliştirmekte size de faydalı olur)

24 Nisan 2008 Perşembe

RÜYA ANALİZLERİ (Bunları biliyor musunuz?)

RÜYA ANALİZLERİ
Rüyaların analizi, insanın kendini tanımasında ve bilinç alanını genişletmede çok önemli bir araçtır.Daha mutlu, başarılı ve güçlü olmak için bilinçaltındaki korkulardankurtulmak şart…Rüyalarınız sayesinde bilinçaltınız size biriktirmiş olduklarınızı temizlemeniz için yol gösterir. Bilinç dışı içerikler, rüyaların sembol diliyle dışarı çıkar. Rüyalar gizli duyguların en canlı anahtarlarıdır.

Uyanıkken yaşadığınız deneyimlere, en derin duygusal tepkileri yansıtır. Bilinçaltınıza saygı duyar ve saygınızı rüyalarınızın size söylediklerine dikkat ederek gösterirseniz, bilinçaltınız sizinle işbirliği yapar. Mesajlarınızın gerçek anlamlarını bulmanıza yardım eder.
Rüyalar takıntıların çığlığıdır. Daha başarılı ve güçlü olmamız için takıntılarımızdan kurtulmamız gerekir. Takıntılar kompleksler ve benzeri etkilerle daralan bilinç, bu içeriklerin aydınlatılmasıyla bilinç dışına doğru genişler. Böylece yaşamda daha yaratıcı olan kişi, hissetme ve sezgi yeteneklerini keşfeder. Hayatı çok yönlü algılar ve yaşamaya başlar.

Rüya analizleri ile takıntılardan ve korkulardan kurtularak, beynin 2 bölümünün bağlantısı sağlanır. Böylece üst beyinler daha güçlü olur. Bu da mutluluk, başarı,yaratıcılık, güç ve barış getirir.
Rüyalarınızın anlamlarını öğrenmeye başladığınızda, kendinizi anlamanın ötesinde, özünüzdeki esenliğin yolu açılır. Her gün, bu yoldan iç dünyanıza derinliklerine yönelirseniz, içinizdeki gücü daha çok keşfedersiniz. O zaman içinizdeki mum hiç sönmeyecektir.

(Bu yazı, NLP araştırmasında bulup, okuduğum bir yazıdan alıntıdır.)

9 Nisan 2008 Çarşamba

ZEKİ ÇOCUKLAR YETİŞTİRMENİN PÜF NOKTASI

(Eğitimci –Yazar Sait Çamlıca, dünkü ‘püf Noktası’nı açıkladıktan sonra, zeki çocuklar yetiştirmenin çok basit bir "püf" noktasından da bahsetmiş.Bugün de onu okuyalım)
* * * * * *

Çok daha zeki çocuklar yetiştirmenin sade ve basit bir sırrını vereyim sizlere. Anne veya baba çocuklarına hitap ederken, onlarla konuşup onları severken sürekli "Benim oğlum çok akıllı!", "Benim kızım çok zeki!" diye onları severse çocuklar daha zeki oluyorlar.
"Bu kadar basit mi yani?" diye düşünebilirsiniz.
Ancak kendinizi, henüz okula başlamamış, küçük bir çocuğun yerine koyun. O çocuk için bu dünyada her şeyin en iyisini ve en doğrusunu bilen sadece iki tane insan vardır. Biri annesi diğeri babası…
Bu iki insan ne derse doğrudur. Hiç kimse bir çocuğa anne ve babasının söylediklerinin aksini kabul ettiremez.
Tam aksi ifadelerin çocuk üzerindeki etkisini de düşünebilirsiniz.
"Sen ne kadar aptal bir çocuksun" sözünü, annesinden sürekli duyarak büyüyen bir çocuk içinden, "Annem bana aptal diyorsa mutlaka bir hikmeti vardır!" diye düşünmez mi?
Sürekli babasından "sen ne kadar geri zekalısın!" sözünü duyan bir çocuk, "babam bana geri zekalı olduğumu söylüyorsa mutlaka bir bildiği vardır" diye düşünmez mi?
Bu yaklaşım tarzına "kendini doğrulayan kehanet!" deniyor. Psikolojik kavramlar içerisinde en çok sevdiğim kavramlardan bir tanesidir.
Çocuklarınızın daha zeki olmasını istiyorsanız onlara bunu sürekli söyleyin. Sizin her dediğinizi mutlaka inanırlar.

Onları zeki olduklarına inandırın yeter.

8 Nisan 2008 Salı

PÜF NOKTASI

(Bugün sayfamda sizlere kendi yazımla değil; Eğitimci – Yazar Sait ÇAMLICA’ya ait bir yazıyla 'Merhaba' demek istiyorum. Ben çok beğendim. 'İşin püf noktası’ deyimi nerden çıkmış onu öğreniyoruz.)

Püf Noktası
Vaktiyle testi ve çanak-çömlek imal edilen kasabalardan birinde, uzun yıllar bu meslekte çalışan bir çırak, kalfa olup artık kendi başına bir dükkan açmayı arzu eder olmuş. Ne yazık ki her defasında ustası ona:
"Sen daha bu işin püf noktasını bilmiyorsun, biraz daha emek vermen gerekiyor" dermiş.
Ustasının bu sonu gelmez nasihatlerinden sıkılan kalfa, artık dayanamaz ve gidip bir dükkan açar. Açar açmasına da yeni dükkanında güzel güzel yaptığı testiler, küpler, vazolar, sürahiler onca titizliğe ve emeğe rağmen orasından burasından yarılmaya, yer yer çatlamaya başlar. Kalfa bir türlü bu çatlamaların önüne geçemez. Nihayet ustasına gider ve durumu anlatır.
Usta, "Sana demedim mi evladım; sen bu işin püf noktasını henüz öğrenmedin. Bu sanatın bir püf noktası vardır" demiş.
Usta bunun üzerine tezgaha bir miktar çamur koyar ve, "Haydi" der, "geç bakalım tezgahın başına da bir testi çıkar. Ben de sana püf noktasını göstereyim."
Eski çırak ayağıyla merdaneyi döndürüp çamura şekil vermeye başladığında usta önünde dönen çanağa arada sırada "püf!" diye üfleyerek zamanla testiyi çatlatacak olan bazı küçük hava kabarcıklarını patlatıp giderir. Böylece çırak da bu sanatın "püf!" denilen noktasını öğrenmiş olur.
Her sanatın incelik gereken nazik kısmına da o günden sonra "püf noktası!" denilmeye başlanır.
Onca emeğe rağmen küçük ve basit görülen hava kabarcıklarını patlatmayı ihmal etmek tüm emekleri yok ediyor. Basit fakat etkili bir yöntemle tüm emek zayi olmaktan kurtuluyor.

2 Nisan 2008 Çarşamba

BAŞARIDAKİ LİMİTİNİZ ?

Bugünlerde bir kitap var elimde; ‘Limit Sizsiniz’.
Başarılı olmak, yükselmek için sınırlarınızı zorlamak üzerine bir kitap.
Limitiniz nedir? Veya neden limitinizin sınırını çizebiliyorsunuz. Belki de daha ötesi var sizde; çizginin ötesi.
Sadece sınırları genişletmenin yollarını aramak, eksiklikleri giderip, tamamlamaya çalışmak , sınırları genişletmeyi çok istemek ve uygulamaya koymak için cesaret etmek.
Demek ki; Limit Sizsiniz.
Antik çağ mitolojisinden bir hikaye ile başlıyor kitap. Burada çizilen 3 karakterin (kurbanları saymıyorum; çünkü 4.karakter olarak tanımlanan kurbanlar, sürünerek yaşarlar, deniyor), artı yönlerini kendinizde birleştirebilirseniz başarı kaçınılmaz.
Bu üç anahtar : Tutku, Teknik, Cesaret.
Henüz kitabın 15. sayfasındayım ve sizlerle paylaşmak için bitirmeyi bekleyemedim.
Buraya kadar altını çizdiğim bazı anektodları da yazmadan geçemiyeceğim.
Merak edenler için kitabın adı; Limit Sizsiniz, yazarı; Mümin Sekman .

‘Başarılı insanların bildiği, diğer insanların bilmediği nedir?’

‘Büyük ve başarılı bir hayat için, önce(İkarus gibi) tutkulu ve büyük hayaller kurmak, sonra (Daidalos gibi)
gerçekleştirme araçlarını ve planını üretmek, en sonunda da (Thesseus gibi) cesurca mücadele edip sonuç almak
gerekir.’

‘İnsanın başarı limiti sabit değil esnektir.’

‘Hiçbirimiz sınırsızlık anlamında ‘’limitsiz’’ değiliz ama şu andaki limitlerimize de mahkum değiliz.’

‘Bu kitabın birinci mesajı: Başarınızın limiti sizsiniz!’

1 Nisan 2008 Salı

SEPETTEKİ HİKAYELER

Ablam da (aramızda 1,5 yaş var), kompozisyon yazmayı çok sever.Aslında bu siteyi ilk beraber oluşturmayı düşünmüştük.
Ama arkadaşım bana jest yapıp, site taslağını yapınca ana sahibi ben gibi oldu. Bugün de ablam Melek'den bir yazı sizlere...

SEPETTEKİ HİKAYELER

Evet...bir markette geziyoruz. Biraz da promosyonları takip ediyoruz. Belki bize yarar birşeyler vardır diye....
Derken bir sepet ... çok kocaman değil ama içi tıka basa dolu.....
İçi ne ile mi dolu “kitap “ evet belki tektük kalmış, belkide hiç kimsenin ilgisini çekmemiş, onun için sepete mahkum edilmiş.....

Hertürlü kitap var. Politik, Komik, Romantik bazısıda tamamen ayrı telden..... Sanki o sepete mahkum edilmiş ......

Başladık bakmaya, fiyatlar o kadar cazipki, insanı ister istemez almaya teşvik ediyor. Birden birsürü kitap dikkatimi çekmeye başladı. Sonra etrafıma baktım. Kitaplardan çok çevremdekiler dikatimi çekti...

Sağtarafımdakilerin belliki bir problemi vardı çocuğu ile... Hemen çocuk ve psikoloji ile ilgili kitapları okumaya başladı. Hatta eşi yanında “ Haydi Haydi” diye uyarsada...Sonra onun arkasından uzun boylu bir bey geldi... Sanki daha önce sipariş ettiği kitaplar gelmiş gibi bakıyordu Sepete ....
Hangi dönemde hangi politik karakterler ön plana çıkmış, kim ne yapmış veya ne yapmamış..... Onlara bakıyordu etrafını görmeden....

Derken 13-14 yaşlarında kızlar geldi. Başladılar, “bugüzel, bu daha güzel” “yok yok bu daha güzel,i daha çok şey anlatıyor “ ...... Buda ergenlikteki gençliğin yüzüydü belliki...

Bir kızcağız geldi.....Çok ilgimi çekti birden.. belliki okumak istiyordu ama o fiyatlar bile ona çok geldi. Aldı birkaçını eline, sonra bıraktı bazılarını.....
“neyse onun yerine biraz peynir alırız” der gibiydi karşı taraf...Sonra bıraktı elinde kalanlarıda usulca... Oysaki ne çok hayranlıkla bakmıştı kitaplara..... Hatta sayfalarını çevirip, iri gözleri ile hemen okumuştu başlıkları..... Buda neyin simgesiydi şimdi... Neyin mi? “Sepetteki Hikayeler”in en acıklısı idi...

Hevesli, küçüçük, saf ve temiz ama imkansızlıklarla yaşanan bir hayat...
evet sepetten indirimli kitap çıkmıştı ama maalesef bir okadar da üzüntü veren bir kader görülmüştü....

İmkansızlığın, elinde olmadan yaşamaya mahkum olduğu bu iri gözlü kızın hikayesi biran beni öyle kötü etkiledi ki....

Sepetlerden indirimli kitaplar hep çıksın, ama ne olur böyle hikayeler gerçek hayatlarda olmasın sadece sepetlerde kalsın............

Sevgilerimle ,
MELEK YILDIRIM